• Dolar Alış / Satış: 3.832 / 3.839
  • Euro Alış / Satış: 4.532 / 4.54
  • Vakitler Güncelleniyor..
  • Hava Durumu Güncelleniyor..

BOMBA GİBİ MEVZUAT

20 Şubat 2017
BOMBA GİBİ MEVZUAT

Biz kimiz? Hangi sektörün temsilcileriyiz? Elimizdeki temsil yetkisini kimden aldık? Kimin haklarını korumak için buradayız? Bu sorular, geçtiğimiz hafta karayolu yolcu taşımacılığı mevzuat çalıştayına katılan ve o çalıştayda mevzuat değişikliği önerisi sunan değerli sektör temsilcilerinin kendilerine sormaları gereken temel sorular. Bu soruları kendilerine ivedilikle sormalılar zira sunulan önerilerden kendilerinin kimi temsil için orada bulundukları pek anlaşılmıyor. Önerilere bir göz atarsanız ne demek istediğimi gayet iyi anlarsınız. Yine de biraz anlatayım. Her maddeyi tek tek ele almaya bu köşe dar gelir, en can alıcı olanlara değinsek yeter. B-1, B-2,  D-1 ve D-2 belgelerinin alım şartlarının ağırlaştırılması örneğin, sektör lehine mi? Belge alım şartlarının revize edilerek, özmal koltuk sayısı ve kayıtlı sermaye tutarının mevcut yönetmeliktekinin iki katından fazla artırılması talep ediliyor. Bu şekilde sektöre girişin zorlaştırılacağından dem vuruluyor. Bu sektörün yegâne hamisi, yiyesi biziz demeye getiriliyor. Bir diğer maddede, D-1 belgesinde bir özmala iki kiralık araç çalıştırabilme şartının bir özmala beş kiralık araç olarak değiştirilmesi öneriliyor. Bu madde ile de bireysel otobüsçünün sektör için önemli olduğu vurgusu yapılmaya çalışılıyor.

İkisine de kabul. Birkaç yıl öncesine kadar D-1 belgesinde özmal-kiralık oranı bire beş idi. Şu an bizi temsile yetkili federasyonlar, o zaman da temsile yetkili idiler ve bu oranın bire iki olarak değiştirilmesini o gün desteklediler. Bu desteğin gerekçesi ne idi? Bireysel otobüsçü ağırlıklı çalışan firmaları eleyerek sektörde sadeleşmeye gitmek ve böylece sektörün verimli hale getirilmesini sağlamak. Sonuç beklenen gibi oldu mu, pek sayılmaz. Bireysel otobüsçünün bir kısmı sektöre veda etti bir kısmı ise aracını firma üzerine yaparak hayatta kalmaya çalıştı. Amaca ulaşılamaması bir yana, sektör yeni sorun ve maliyetlerle karşı karşıya bırakıldı. Bugün de farklı bir tabloyla karşı karşıya değiliz. Yerel ve küçük ölçekli firmaların yok edilerek, firma sahiplerinin ulusal firmalara bireysel otobüsçü yapılmasından başka bir hedef yok ortada. Bu girişimin sonucu da belli, nesli tükenmekte olan bireysel otobüsçü yine aracını firmanın üzerine yapacak ve hayatına bu şekilde devam edecek.

Bir diğer madde ile D-1 ve D-2 belgelerinin, B-1 ve B-2 belgelerinin birlikte alınabilmesinin önü açılmaya çalışılıyor. Makul ve yerinde bir talep, lakin burada da bir asgari özmal kapasitesi ve kayıtlı sermaye sorunu yaratılmış durumda. B-1 belgesi için asgari 250 koltuk kapasitesi ve 200.000 TL kayıtlı sermaye şartı, B-2 belgesi için ise asgari 200 koltuk kapasitesi ve 150.000 TL kayıtlı sermaye şartı öngörülüyor. Her iki belgenin birlikte alınabilmesi için ise, asgari 450 koltuk kapasitesi ve 500.000 TL kayıtlı sermaye şartı öngörülüyor. Taşımacının her iki belgeyi ayrı ayrı almak için 200.000 TL kayıtlı sermayeye sahip olması yeterli iken, iki belgeyi birlikte alabilmesi için o taşımacıdan 500.000 TL kayıtlı sermaye talep ediliyor. Öte yandan, taşımacı iki belgeyi birlikte almak istediğinde herhangi bir asgari özmal koltuk kapasitesi kolaylığı sağlanmıyor, tek avantaj aynı aracın iki belgeye de kaydedilebilmesi. D-1 ve D-2 belgelerinde de durum farklı değil. Hal böyle olunca kim iki belgeyi birlikte almak ister ki?

Havaalanlarından yapılacak taşımaların bakanlık kontrolünde yetki belgeli taşımacılar tarafından yapılmasına ilişkin bir talep var, bu konuda sektörün çığlıklarına defalarca yer vermiş bir kişi olarak bu talebi sevinçle karşıladığımı söyleyebilirim. Bir diğer maddede bahsedilen F türü belgelerin (Acentelik yetki belgelerinin) birleştirilmesi talebi de makul bir talep olmakla birlikte, öneri içinde geçen F türü yetki belgeli acentelere hava yolu, demir yolu ve deniz yolu biletlerini satma yetkisi verilmesi talebinin biraz altı boş gibi sanki. Hepimizin bildiği üzere, hava yolu biletlerini satabilmek için TÜRSAB belgesine sahip olmak gerek ve bu belgeyi adından da anlaşılacağı üzere TÜRSAB, Kültür ve Turizm Bakanlığı onayı ile vermekte. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, bu belge ile ilgili yetki sahibi olmadığı gibi, bu konuda pek söz sahibi gibi de görünmüyor. B-2 ve D-2 yetki belgelerinin kapsamlarının yeniden tanımlanması ve bu belge sahibi taşımacıların ara duraklarda yolcu indirme-bindirme yapmalarının sağlanması yönünde de bir talep var ama açıkçası pek gerçekçi ve uygulanabilir gibi görünmüyor. D-1 ve D-2 yetki belgelerine kayıt edilecek, asgari kapasiteyi sağlayacak şekilde özmal otobüs için on yaş sınırının kaldırılarak tanımın yaş sınırı aranmaz şeklinde değiştirilmesi yönünde bir talep var. Bu talep, yüzeysel bakıldığında sektör menfaatine olarak değerlendirilebilir. İleriye baktığımızda gözümüzün önüne gelecek tablo ise o kadar iç açıcı değil bence. Araç yaşının yükselmesi sektörde hizmet kalitesini düşüreceği gibi diğer taşıma modlarıyla rekabette de sektörün elini zayıflatacaktır. Bu da uzun dönemde sektörün ciddi kan kaybına uğramasına neden olabilir. Diğer maddelerin hepsi bir yana, öneride öyle bir madde var ki üzerine konuşmak bile üzücü. Sektör temsilcileri düşünüp taşınıp ülkemize giriş ve çıkış yapan her otobüsten ücret alınmasını kararlaştırmışlar. Buna göre, her otobüsten ülkeye girişte ve çıkışta 5 Dolar karşılığı TL ücret alınacak. Bu ücret, 1 Dolar şehit ailelerine, 2 Dolar Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’na, 1,50 Dolar IPRU’ya, 0,50 Dolar TOSEV’e olmak üzere pay edilecek. TOSEV ve şehit ailelerine her otobüsçü canı gönülden destek olmak ister ve illaki bütçesine göre destek veren meslektaşlarımız da vardır. Bu konuda otobüsçüden dayatma yoluyla tahsilat yapmak her şeyden önce demokrasiye aykırı. IPRU da bir gün bu otobüsçünün elinden tutar elbet diyelim. Acaba bakanlığın bütçesi çok mu zayıf ki, otobüsçüden alıp bakanlığa verme fikri ortaya çıkmış? Ya da otobüsçü devletten daha mı zengin? Bu öneriyi hazırlayanlar nasıl bir düşünce içerisinde hareket ettiler çok merak ediyorum. Hadi otobüsçünün cebinden alındı 2 Dolar, bakanlığa hangi ad altında verilecek? Yahut bakanlık aldı parayı otobüsçüden, ne yazacak makbuzun üzerinde? Ayakbastı parası mı? Eğer sektör eliyle devlete katkıda bulunmaksa amaç ki kazanmadan ziyadesiyle katkıda bulunan bir sektör olduğumuzu düşünüyorum, bu katkı, günden güne eriyen otobüsçü yerine sektörün her daim kazanan kesimi olan terminal işletmeleri aracılığıyla sunulabilir pek tabii.

Dikkat çekici bir husus daha var, bu mevzuat önerisinde terminal işletmelerinden hiç bahsedilmemiş. Tek bir madde var, o da terminal kullanım zorunluluğu ve ihlali durumunda otobüse 6 ay men cezası verilmesi üzerine. Terminal çıkış ücretleri de bakanlık yetki ve görev alanında değil mi? Terminal çıkış ücretlerinde her yılbaşında yeniden düzenlenen bir tavan ücret tarifesi oluşturulması ve bu tarifeye uymayan terminallere cezai yaptırımlar uygulanması yönünde bir öneri otobüsçüyü fazlasıyla memnun ederdi aslında. Pardon, tavan ücret tarifesi zaten vardı değil mi? 2015 yılında öyle bir tebliğ yayınlandı, otobüsçülük tarihinde ilk ve son olmak üzere. Peki, bu tarifeye uyan oldu mu? Cezai yaptırımı var mı? Sektör temsilcileri bu konuda takipçiler mi?

Hepsinin cevabı belli. Aslında sektörün temel sorunu da bundan kaynaklanıyor. Sektörü temsile yetkilendirilenler, maalesef sektörün istisnasız tüm fertlerini temsilden imtina ediyorlar. Hal böyle olunca da ortaya böyle ilginç sonuçlar çıkıyor. 38 maddeden oluşan bir taslak hazırlanıyor ve içinde bir iki madde dışında otobüsçünün derdine derman olacak hiçbir şey yok. Tam aksine, sanki tüm maddeler otobüsçüyü daha da zora sokmak için hazırlanmış. Otobüsçünün sorunlarına çözüm aramak, otobüsçünün haklarını aramak görevi üstlenen kurumlar sanki otobüsçüyü cezalandırmanın yollarını aramaya koyulmuş gibi hareket etmişler. Bu hareket bilinçli veya bilinçsiz olabilir, ama tablonun otobüsçünün lehine olmadığı apaçık ortada. Böyle bir tablo ortaya çıkmasına pek de şaşırmamak gerek öte yandan. Bugün, otobüsçünün kaderini değiştirecek bir mevzuat önerisi hazırlanıp bakanlığa sunulmuş. Sormak lazım, bu önerinin altında kaç otobüsçünün imzası var? Bu öneriyi hazırlayıp fikir birliğine varanlar arasında kaç tane eli taşın altında adam var? Bu öneriye fikir babalığı edenlerin kaçı otobüs işletmecisi, kaçı otobüsçü, kaçı firma sahibi?

Bu öneriler hazırlanırken kaç il ve bölge derneğinden görüş alındı? Toplantı ve çalıştaya kaç dernek başkanı, kaç dernek yöneticisi çağırıldı, söz hakkı verildi? Sözün özü, bu öneri ile sektör bombanın pimini çekti ve bakanlığa verdi, bombayı ise elinde sımsıkı tutuyor. Artık bakanlıktan pimi geri almak mümkün olamayacağına göre, hepimize bombanın patlayacağı günü beklemek düşer.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

Kategoriler

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

UYARI ; "gulegule.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Güle Gele Gazetesi’ne aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez."