• Dolar Alış / Satış: 3.66 / 3.667
  • Euro Alış / Satış: 4.326 / 4.334
  • ISTANBUL:
  • Güneş: 07:13
  • Öğle: 12:56
  • İkindi: 15:55
  • Akşam: 18:26
  • Yatsı: 19:46
  • Hava Durumu Güncelleniyor..

DÜNDEN BUGÜNE OTOBÜSÇÜLÜK

16 Mayıs 2017
DÜNDEN BUGÜNE OTOBÜSÇÜLÜK

BU meslek icra edilmeye başlandığı günden beri otobüsçü hep yalnız. Geriye dönüp şöyle bir baktığımızda, aksini ispat edebilecek tek bir veri bile bulamıyoruz. Cumhuriyet kurulmadan önce at arabası ile başlanan karayolu taşımacılığı, bugün ülkenin ekonomik hacmi en büyük sektörlerinden birisi haline gelmiş durumda. Bu seviyeye ulaşmasında sektörün kendi çaba ve emekleri dışında hiçbir etken yok diyebiliriz. Sektör bugünlere, tabiri caizse, tırnaklarıyla kazıyarak gelmiş. Naçizane, dilim döndüğünce, bu süreçten biraz bahsetmek isterim.

At arabalarıyla başlayan serüvende, zamanla at arabalarının yerini kamyonlar alır. Kamyonların yolcu taşımacılığına pek elverişli olmadığına kanaat getirilmesiyle birlikte, kamyon kasaları kapatılıp ahşap sıralar konularak taşımacılığa bir süre o şekilde devam edilir. Daha sonra, o günün şartlarıyla çok daha konforlu olan kamyondan bozma ahşap kasa otobüslere geçilir. Bu kasa imalatı sürecinin otomotiv sanayinin gelişmesine büyük fayda sağladığını söyleyebiliriz.  Bu gelişmeyle birlikte, artık şoförle yolcu aynı kabinde seyahat edebilmektedir ama koltuklar hala ahşap sıradır. Bu otobüslerle yolculuk epey bir süre devam eder. Bu arada, yolculuk derken, Kars’tan İstanbul’a bin beş yüz kilometrelik bir mesafe değil bahse konu olan. En uzun mesafe Kars-Erzurum, İstanbul-İzmit, vb. O da neredeyse bir günü buluyor. Yolların büyük kısmı toprak; mıcır ya da parça asfalt bulabilirsen öp başına koy. Taşımacılıkta gelişme bu hızda seyrederken, şehirlerde de yavaş yavaş otogar kültürü gelişmeye başlar. Bugünün otogarları gibi; fahiş çıkış ücretleri alınan, tuvalete bile parayla gidilen yerler değil bahsettiğimiz. Otobüslerin, daha doğrusu kamyonbüslerin bir araya toplandığı, bilet yazıhanelerinin toplu halde bulunduğu halka açık alanlardan bahsediyoruz. Merkezdeki parkın yanı, Atatürk heykelinin karşısı, tren istasyonunun önü gibi toplanma alanları. Bunlara en bilinen örnek İstanbul-Sirkecidir.

Sonrasında Avrupa otobüsler çıkıyor meydana; Havalı Apollolar, Vabisler, International marka otobüsçü diliyle Enterler, Fiatlar… Artık otobüsler oldukça lüks, yollar da nispeten daha iyi. Yolculuklar daha konforlu bir hal alıyor anlayacağınız. Yazıhaneler de daha sistemli. Koltuk numaranız belli, otobüste tahta sıra değil koltuk var, biletiniz de elinizde. Otobüsçülüğün altın çağı dediğimiz dönemin başlangıcı bu zamanlara denk gelir. Aynı zamanda otobüsçünün kayıt altına alınıp vergi ödemeye başlaması da bu dönemle başlamıştır. Sonrasında Otomarsan’ın kuruluşuyla piyasaya çıkan meşhur 302, beraberinde Turbo Man, Süper Man, akabinde Turbo S, V6, V8, Maraton, Prenses, bir buçuk kat ve çift katlı Volvolar, Daflar, Scanialar (Vabis), 304, 403, S 2000, Safir… Her gün yeni ve daha konforlu bir model çıkar ve otobüsçü bıkmadan usanmadan ilk günkü aşkla her yeni çıkan otobüsü alır ve mesleğini icra eder. Nihayetinde bugün de yine son model, üst düzey konfor ve teknolojiye sahip otobüslerle mesleğini icra etmeye devam etmektedir. Yazıhanelerin de daha sistemli bir yapılanma ile bugünkü otogarlara dönüştürülmesiyle, otobüsle yolculuk ilk günden bugüne resmen çağ atlamıştır.

Ne yazık ki, otobüsçü bu çağ atlama hikâyesinin hiçbir aşamasında devletten bir destek görememiştir. Aksine, kayıt altına alındığı günden beri devlet otobüsçüyü sadece bir gelir kaynağı olarak görmüştür. Türlü başlık ve kodlarla sınıflandırılan vergiler bir yana, otobüsçü aldığı yakıtla çok iyi bir kdv ve ötv kaynağıdır. Bunların yanı sıra; idari para cezaları, trafik cezaları, belediye tutanakları, otoban ve köprü geçiş ücretleri, otogar çıkış ücretleri, belge ücretleri vb. onlarca ad altında otobüsçüden çok rahat tahsilat sağlanmaktadır. Ticari açıdan bakıldığında, tahsil becerisi en yüksek gelir kaynağı olarak, gelir kaynakları arasında otobüsçü her daim birinci sırayı alacaktır. Başlangıçtan bugüne devletten hiçbir destek ve teşvik görememesi de sanıyorum bu sebepten ileri gelmektedir.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

Kategoriler

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

UYARI ; "gulegule.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Güle Gele Gazetesi’ne aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez."