• Dolar Alış / Satış: 3.534 / 3.541
  • Euro Alış / Satış: 4.175 / 4.182
  • ISTANBUL:
  • Güneş: 06:48
  • Öğle: 13:03
  • İkindi: 16:22
  • Akşam: 19:04
  • Yatsı: 20:23
  • Hava Durumu Güncelleniyor..

Firma sahipleri tarihi çalıştaya mutlaka katılmalıdır

21 Ağustos 2017
Firma sahipleri tarihi çalıştaya mutlaka katılmalıdır

15 Ağustos’ta Ankara’da ‘Trafik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nde çalıştaya hazırlık toplantısı yaptık. Bu üçüncü toplantımız oldu. Trafik kazaları sektörümüzü çok yakından ilgilendiren bir konu. Maalesef talihsiz kazaları yaşamaya devam ediyoruz. Firmalarımız bu yüzden zor durumlarda kalıyorlar, mağduriyetler oluşuyor. Bu sebeple firma sahiplerine büyük sorumluluklar düşüyor. Türkiye inşa ettiği bölünmüş yollar ve tüm denetimlere rağmen ölümlü trafik kazalarını Avrupa ülkelerine göre daha çok yaşamaktadır. Mukayese ettiğimizde Avrupa’ya nazaran kazalara iki kat karıştığımız gözlemlenmekte. Bundan hepimizin çıkarması gereken dersler mevcut. Bir taraftan maddi diğer taraftan manevi bedeller ödüyoruz. Maddi bedeller firmalarımızı zor duruma sokabiliyor.

İçişleri Bakanlığı ile yaptığımız görüşmelerden şu sonuç çıkıyor; trafik raporları ışığında, dikkatsizlik, uykusuzluk ve yorgunluk. Eksik kalan bir olgu var, o da eğitimdir. Eğitim konusunda maalesef şoförlerimiz yeterli değiller. Eğitimi tek boyutlu görmemek gerekiyor. Sağlık, beslenme, yorgunluk, uyku, ilaç kullanımı gibi hallerin sürücüler ne yapmaları gerektiğini bilmiyor.

Örneğin, anti-alerjik haplar uyku yapan haplar. Prospektüsünü okusa, araç kullanırken bu ilacı almaması gerektiğini bilecek. Bir diğer örnek, en son 6 kişinin öldüğü otobüs kazasının raporları incelendiğinde, şoförün kalp hastası olduğu ve bu nedenle ilaç kullandığı gözleniyor. Dolaşım rahatsızlığı çeken birinin otobüs şoförlüğü yapması ne kadar doğru?  Keza yakınlarda yaşanan bir başka kazada, şoförün beyin kanaması geçirdiği, bu esnada aracın kontrolünü kaybettiğini öğrendik. Ulaşmamız gereken sonuç, esas itibarıyla, sürücülerimiz mevzuata aykırı olarak ‘uzun sürelerle’ araç kullanıyorlar, ‘aşırı yorgunluğa’ maruz kalıyorlar. Üstelik dinlenmeleri gereken zamanlarında da araçların bagajlarında istirahat etmeye çalışıyorlar. Tabii, yarım yamalak bu dinlenme çabaları yorgunluklarını almamakla beraber, sağlıklarının bozulmasına ve demin bahsettiğim kötü neticelere yol açıyor.

Bize bu noktada düşen ödev ise, esasen birinci önceliğimiz olan bize ‘emanet’ edilen can ve malları korumak olmalıdır.

Otobüsçü kimdir? Can ve mal emanet edilen kişidir. Size emanet edilen bu iki yüce değeri, sağlıksız, yorgun bireylerle taşımaya kalktığınızda ise emanete hıyanet etmiş oluyorsunuz.  Sürücülerimize de büyük sorumluluk düşmektedir. ‘Ben kaza yapmam’ anlayışı insanları kazaya sürüklüyor. Yorgunsanız, direksiyonu arkadaşınıza devredeceksiniz. Hastaysanız, sefere çıkmayacaksınız. Patron ve yöneticiler de bu unsurlara azami önemi göstermekle mükellefler.

Örneğin, Ulusoy’da çalıştığım dönemde, şoförlerin istirahat zamanlarında evlerine gidip gitmediklerini kontrol ettiriyordum. Çünkü iş ‘ben personelime istirahat vakti ayırıyorum’ kadar basit değildir.

Personelin istirahat zamanında gerçekten istirahat edip etmediğini kontrol etmek de yöneticilerin firmalarına katacağı en yüce değerlerden birisine vesile olacaktır.

Sürücü arkadaşlarımız, işlerini yaparken önce kendilerini ve ailelerini sonra da onlara emanet edilen can ve malları düşünmelidirler. Çünkü, trafik kontrolleriyle, mevzuatlarla ancak maddi hatalar bir yere kadar önlenebilir. Yorgunluk, dalgınlık hususunda hataları minimize edecek tek yöntem ‘otokontrol’ olacaktır.  İşte anlattığımız bu gerekçeler, hayata geçireceğimiz ‘Yolcu Taşımacılığı Çalıştayı’nın ana konusu. Emekçilerimizi, öğrencilerimizi, vatandaşlarımızı ve turistlerimizi ağırladığımız bu sektörde, kazaları minimuma indirmek bizim için mesleki olmanın ötesinde, insani bir görevdir. Hedefimiz kazaları yüzde 50 azaltmak. Akıllı sistemlerle desteklenmiş bir proje yaptığımızı defaatle belirtmiştim.

Bu hususa ilişkin bir veri tabanı hazırlanması gerektiğini gerekli mercilerle paylaştım. Bakanlıklar arası sağlanacak koordinasyon neticesinde ‘Yüksek Trafik Güvenliği Kurumu’, bu veriler ışığında sorunu çözüme kavuşturacak ana yapı olacaktır.

Altında ise sivil inisiyatif ve ilgili bürokratların yer aldığı bu organizasyon sürdürülebilir bir hal almalıdır.

Sayın Süleyman Soylu’ya da bu konudaki alakasından ötürü teşekkürlerimi sunuyorum. Kendisine ayrıca, Polis Akademisi içerisine entegre edilmek üzere bir Trafik Enstitüsü kurulmasını, bu enstitüde görev yapmak üzere trafik hususunda bilgili, deneyimli memurların gerek muvazzaf iken gerekse emekliliklerinden sonra istihdam edilmesi gerektiğini, bu memurların bilgi ve tecrübelerini taze tutmak ve geliştirmek üzere uluslararası akademik çalışmalara da gönderilmesi gerektiğini aktardım. Kendisi umuyorum ki bu ilgisi ve alakasıyla böyle bir projeyi de hayata geçirecektir.

Çalıştayın ardından düzenlenecek sempozyum ve takiben Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle düzenlenecek şura ile trafik kazaları hususunu bizim için bir kabus olmaktan çıkaracağını hedeflediğimiz bu projenin sürdürülebilir bir mahiyete erişmesi gerektiğini de ısrarla yinelemekteyim. Bu toplantıların gelenekselleşmesi gerekmektedir. Ardından da çözüme ulaşacak kadar da etkinleşmesi gerekmektedir.

Veri tabanı konusu açacak olursam, bakanlıklar arası bir koordinasyonun gerekliliğinden bahsettim. Şoförlerimiz sigortalı olarak çalışıyorlar. Eğer bu personel dolaşım hastalıklarından muzdarip ise bu koordinasyonun neticesinde ilgili kurumun şahsın şoförlük yapmasını engellemesi gerekmektedir. Ancak bu durum onları tamamen atıl duruma düşürmek şeklinde değil, ‘sosyal devlet’ ilkesi ışığında; örneğin bu insanları ‘malulen’ emekli ederek hayatlarını idame ettirmelerine zemin hazırlanmalıdır. Çalışma Bakanlığı, ülke çapında yürüttüğü iş güvenliği çalışmaları kapsamında, aslında birer iş kazası da sayılan trafik kazalarını önlemek amacıyla personelimizi bir iş güvenliği eğitimine ve denetlemesine de tabi tutabilir.  Kısacası, çalıştay bizim için bir milat.

Üzerinde özellikle durmamız gereken bir nokta da Türkiye’de bu konuda yeterli miktarda akademik yeterlilik ve bilginin mevcut oluşudur.

Çalıştayı, trafik kazaları hususunda mevcut olan akademik çalışmaları, birikimi fiiliyata geçirecek bir şekilde düzenlemek gerekmektedir. Trafik çok bilinenli ancak çözüme kavuşmayan bir sorun olmaktan çıkarılmalıdır. Ehliyet kurslarında yapılan ciddi çalışmalara rağmen ‘trafikte hepimizin ilkokul mezunu olduğu’ ve ehliyeti aldıktan sonra verilen eğitimlerin yetersiz olduğunu İçişleri Bakanlığı’nda konuştuk. Tazeleme eğitimlerinin, sürücülerin sağlık denetimlerinin mutlaka etkin bir şekilde yapılması gerekmektedir. İşte Çalışma, Sağlık, Ulaştırma ve İçişleri, Milli Eğitim Bakanlığı koordine olarak bu veri tabanını oluşturur ise beklediğimiz etkinliğe ulaşmamız mümkün olacaktır. Bir diğer sorun ise ehliyetler arası geçişlerde verilen ara eğitimlerin yetersizliğidir. Özellikle yolcu taşıyacak otobüs şoförlüğünün ‘kaptanlık’ statüsüne getirilmesi gerekmektedir. Kaptanlıktan kastımız, gemi kaptanı, pilot gibi araçta tam sorumlu bir pozisyon sağlanarak, ilk yardım ve diğer eğitimlerden geçen personellerin tam donanımlı olarak hizmet vermeleridir.

Eğer araç personeli ilk yardım bilgisine sahip olursa, en az kaza yapmamak kadar önemli olan kaza sonrası müdahaleler ile can kayıpları ve engelli sayılarında azalma sağlanabilecektir. Avrupa’da uygulanan trafik eğitim pistleri ülkemize de uyarlanarak, okulöncesinden başlayan bir sistemle tüm vatandaşlarımızda başta olmak üzere sektörümüz çalışanlarında da ‘trafik kültürü’ oluşması sağlanmalıdır.

Buradan açık bir çağrı yapıyorum. Çalıştayla başlayıp sempozyum ve şura ile nihayete erecek bu projeye katılımı genişletmemiz elzemdir. Tüm sektör bileşenlerimiz, özellikle firma sahiplerimiz Ankara’daki toplantıya -ki yüksek ihtimalle sayın Bakan da katılım gösterecekler- katılmalılar, katkıda bulunmalı ve hep birlikte çıkaracağımız derslere iştirak etmeliler. Sayın Bakan’ı bu hususta ziyadesiyle heyecanlı gördüğümü ve bu heyecanı harekete çevirecek olanın da bizlerin gayreti olacağını da özellikle vurgulamak istiyorum.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

Kategoriler

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

UYARI ; "gulegule.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Güle Gele Gazetesi’ne aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez."