• Dolar Alış / Satış: 3.53 / 3.536
  • Euro Alış / Satış: 4.111 / 4.118
  • ISTANBUL:
  • Güneş: 05:45
  • Öğle: 13:18
  • İkindi: 17:12
  • Akşam: 20:38
  • Yatsı: 22:19
  • Hava Durumu Güncelleniyor..

Pamukkale Turizm Genel Müdürü Mustafa Özdalgıç’tan gündeme damga vuracak açıklamalar

13 Haziran 2017
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
169 defa okundu.
Pamukkale Turizm Genel Müdürü Mustafa Özdalgıç’tan gündeme damga vuracak açıklamalar

Otobüsçülüğün ‘Anayasası’nın yeniden yazılması gerekiyor

GÜLEGÜLE: Sektördeki genel beklenti, bu yaz sezonunun çok hareketli geçmesi yönünde. Siz bu konuda neler söylersiniz?

 

Otobüsçülük altın çağını yaşayacak

ÖZDALGIÇ: Otobüsçülük, 2017 yılında altın çağını yaşayacaktır. Bu yaz sezonu, bugüne kadar yaşadığımız ‘en iyi’ yaz sezonu olacaktır. Bu sene gözlemliyoruz ki piyasadaki bireysel otobüsçü sayısı azalmaktadır.

Arzın kısıtlı olduğu yerde, talep yüksek olursa, fiyat layığını bulur.

Örneğin, geçen sene 90 liradan taşıdığımız İzmir-İstanbul yolcusunu bugün itibariyle 80 liraya taşıyoruz. Para kazanamıyor oluşumuz, bu maliyetleri yansıtamayışımızdan kaynaklanıyor.

Maliyetler fiyata yansımadıkça, maçın sonucunu tahmin etmek için ‘müneccim’ olmaya gerek olmuyor.

Fakat bayram döneminin yaklaşmasıyla, görüyoruz ki firmalar maliyetlerini fiyatlarına yansıttılar.

Otobüs sayısının da azalmasıyla birlikte saydığım bu iki etmen birleşince, dediğim gibi bu sene yaz döneminin çok verimli bir dönem olacağı kanaatindeyim.

 

GÜLEGÜLE: Kurtköy Terminali’nin açılışının hemen ardından birçok firma Anadolu Yakası’nda yeni arayışlara başladı. Pamukkale Turizm olarak erken öngörüp ciddi bir atılım yaptınız. Anadolu Yakası’ndaki yeni yapılanma hakkındaki öngörüleriniz nelerdir?

 

Yolcu sayımız yüzde 30 arttı

ÖZDALGIÇ: Bu neticeleri görmek için inanın müneccim olmaya gerek yok. Bugüne kadar sektör olarak yaptığımız en büyük hata, o tarihe kadar yapılanlarla yetinmek oldu. Bu bağlamda, yaklaşık 17 milyon kişinin ikamet ettiği bir metropole tek otogar yaparak ‘tüm yolculuklar buradan yapılacak’ diretmesi yanlıştır. Kurduğumuz terminallerin ‘fikri’ olarak ilk temeli budur.

İkinci olarak, Kurtköy Terminali’nin çıkışındaki en büyük etmen 3.Köprü’dür. İnsanlar Bursa’dan, İzmit’ten Kurtköy’e geldikleri sürelerin iki katı süreyle, Bayrampaşa’ya ulaşamaz oldular.

Bu ciddi bir milli servet ve vakit kaybı teşkil etti. Esasen bizim beklentimiz, bu yönlendirmenin kamudan gelmesi idi. Köprünün açılış tarihi belli, 26 Ağustos.

Bize demelilerdi ki ‘26 Ağustos itibariyle Alibeyköy Otogarı yerine şuradan hareket edeceksiniz. Anadolu Yakası’nda da Kurtköy yahut civarı bir mevki belirledik, buradan hareket edeceksiniz’…

Ancak bırakın bunları yapmayı; görüyoruz ki İBB daha geçtiğimiz gün ağır tonajlı araçların –kamyon ve tırların- şehir içi trafiğini engellediğini düşünerek bir karar aldı.

Adama sorarlar, ‘bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?’ Bizim önyargılarımızı bir kenara bırakarak düşünmemiz lazım. Sektör ve kamu ‘dinamik’ olmalıdır.

Kurtköy’ün bize somut faydası şu örnekle açıklanabilir: Herhangi bir rakibimizle aynı saatte İstanbul Bayrampaşa Otogarı’ndan hareket eden aracımız, Bursa Terminali’ne normal şartlarda ‘tam 1 saat’ erken girmektedir. Bu avantajı da aslında fazladan bir servis maliyeti üstlenerek sağladık.

Dudullu’ya göre 17 km daha şehrin dışına çıktık ve servislerimizle bu mesafeleri kat eder olduk. Ancak bu sorunla başka türlü baş etme imkânımız maalesef yoktu.

Net olarak ifade ediyorum, Kurtköy Terminali’nin bize kazancı ise bugün itibariyle net yüzde 30 daha fazla yolcudur.

Buradan da iddia ediyorum, bizim aracımız İzmir’e vardığı zaman, rakiplerimiz ancak Balıkesir’e varmış olacaklar.

Şehir içindeki trafik yoğunluğu başladığında netice tam da bu olacaktır.

 

GÜLEGÜLE: Harem’de ciddi bir yapılaşmaya gittiğiniz gözleniyor; Harem kalkışlı seferlerinizde bir artış olacak mı?

 

Eski anlayışla bu iş yapılamaz

ÖZDALGIÇ: İstanbul’daki zaman kaybının önüne geçmek ve trafik kaynaklı ulaşım sıkıntısını yolcumuza yansıtmamak adına, bizim olabildiğince alternatif taşıma modlarıyla entegre olmamız gerekiyor.

Bu nedenle Harem Otogarı’na yoğunlaştık; ki yolcumuz karşıdan deniz yoluyla da rahat ulaşabileceği bir merkezden yolculuk yapabilsin.

Burada bir hususun altını önemle çizmek istiyorum; ben, İstanbul konusunda sayın Cumhurbaşkanımızın ciddi bir bilgi eksikliği içinde olduğuna inanıyorum.

Eğer kendisi bugün İBB Başkanı olsa idi ne bu Bayrampaşa Otogarı yerinde kalırdı ne de biz Anadolu Yakası’nda başımızın çaresine bakmak zorunda olurduk.

Anlaşılıyor ki kendileri yoğun mesaileri içerisinde, bu sorunlarla alakadar olma fırsatı bulamıyor.

Bu sorun yeni otogarın yerinde de kendisini gösteriyor. Şehirden uzağa kurulacak çok büyük bir aktarma merkezi, bir yolculuk merkezi inşa ediyoruz; ancak şehir içindeki hiçbir ulaşım sistemiyle entegre edilmemiş. İnsanların raylı sistemler gibi hızlı ulaşım sistemleriyle 3. Havalimanı’na ve yeni otogara  kolayca erişi sağlanmalı. Aksi halde bizler yeni sıkıntılarla karşı karşıya kalırız.

Kendi yaşadığım bir durumla, bu konuyu daha da açmak isterim: 50 dakikada Antalya’dan İzmir’e uçtum.

Havalimanından Basmane’ye ulaşmam 60 dakika sürdü. Her yere havalimanı yapınca sorun çözülüyor muymuş? Kamu, İzmir’in trafiğinden bihaber midir? İnsanlar şehir içinde trafiğe takılıp kaldıktan sonra çözüm üretmiş olmuyorsunuz.

Demiyorum ki bu projeler olmasın. Tam tersine İstanbul’a nefes aldıran, 3.Köprü, Avrasya Tüneli, keza Körfez Köprüsü; bunların olmadığını bir düşünsek; İstanbul yaşanmaz bir yer olurdu.

Fakat, bu projelerin mütemmim, entegre projeler olarak çok daha büyük fayda vermesi imkanı varken dinamik olarak, değişen şartlara uygun olmadan planlanışı bizleri üzüyor.

Ben aslen Aydın Sökeliyim. Arkadaşlara, “Ben küçükken tarlayı öküzle sürerdik, ilacı elle atar pamuğu elle toplardık, bugün tüm bu aşamalar makineler ile yapılıyor” dediğimde bana, “Mustafa Bey, 2017 yılındayız, uzay çağındayız bunlar çok normal değil mi?” diyorlar.

Ancak şu sorunun cevabını veremiyorlar: O halde biz niye halen daha otobüsçülüğü babamızdan gördüğümüz gibi yapıyoruz?

Bir diğer dayatma da ‘yılların saati’ adı altında devam ediyor.

Otobüsçüler, evvelce yolların durumu, seyahat sürelerine göre kalkış saatleri belirlemişler.

23:00’da hareket eden otobüs, 07:30’da ulaştığı yere bugünkü imkanlar dâhilinde 04:30’da ulaşıyor.

Öyleyse nedir bu dayatma? Ayet mi inmiş bu saatler hakkında?

Hep söylediğim şeyi yineliyorum; bizim iş yapış şeklimizin değişmesi lazım.

Tabiri caizse bizim işimizin ‘Anayasa’sının tekrar yazılması lazım. Bunu da tam da işin mutfağında, bizlerin yani sektör mensuplarının gerçekleştirmesi lazım.

 

GÜLEGÜLE: Sizin yaptığınız atılımlardan sonra, sizi takip eden firmalar arttı mı, gözlemleriniz ne yönde?

ÖZDALGIÇ: Yol bilen kervana katılmaz. Buna mecburlar, aklın yolu bir çünkü. Bu atılımlar da bizim çok ‘üstün becerilerimiz’ kaynaklı değil, az evvel açıkladığım gibi şartların bizi mecbur kılması ile alakalı. Bizi mecbur kılan şartlar, elbet onları da bu yola girmeye mecbur bırakacaktır.

 

GÜLEGÜLE: Sivil toplum örgütleri 3.Köprü mecburiyetinin kaldırılması hakkında girişimlerde bulundular, bulunmaya da devam ediyorlar. Siz ise bu mecburiyetin kalmayacağı inancında idiniz, anlatır mısınız?

ÖZDALGIÇ: Ben o dönem baktım ki bu konuda büyük bir irade var. Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere kamu, 3.Köprü’nün mecburi olması konusunda bir fikir birliğindeler.

Haşa, ben devletten büyük müyüm? Otobüs başına 6 bin lira aylık maliyetimizi artıran bu köprü karşısında ya başıma mendil bağlayıp ağlayacaktım ya da çare üretecektim. Ben ikincisini seçtim. Bununla da yüzde 30 yolcu artışı sağladım. Bu yolcu nereden geldi? Dinamik davranamayan firmalar yerine bizi tercih ederek geldiler.

 

GÜLEGÜLE: Tüm bu mecburiyetlere rağmen hala 2.Köprü’yü kullanan araçların olduğu biliniyor. Sizin bu konuda düşünceleriniz nelerdir?

ÖZDALGIÇ: Devlet zaten sıkı kontrollerle, bu duruma elden geldiğince müdahale etmeye çalışıyor. Bizim Pamukkale Turizm olarak da bu konuda duruşumuz nettir. Araçlardaki GPS cihazlarından böyle bir geçişi tespit ettiğimiz noktada, kendi yaptırımlarımızı da devreye sokmaktayız.

Ancak, mecburi istikametimiz açısından ise fikrimi söyleyecek olursam, bu mecburiyetin 3.Köprü ile ilgili verilen taahhütler neticesinde oluştuğu, devletin bu meselede geri adım atmayacağı dikkat çekiyor.

Bu bilinçle hareket etmeliyiz. Ama ‘otobüsler ikinci köprü trafiğini tıkıyor’ gerekçesine de şahsen katılmamaktayım.

Yük taşıyan araçların 3.Köprü’ye yönlendirilmesi ile sefer saatleri, varış ve kalkış saatleri planlanmış otobüslerin bahse konu rotada oyalanmadan seyredeceğini düşünmekteyim.

Bu nedenle, zorunlu istikametin daha ziyade ‘taahhüt’ olgusu ile bağdaştırılması kanaatindeyim.

 

GÜLEGÜLE: Bu yıl sezonun ‘altın çağ’ yaşayacağını söylediniz. Sizin hedefiniz bu sezon için ne olacak?

 

D2 araçları asla kullandırmam

ÖZDALGIÇ: Sektörün bu yaz en bereketli sezonu yaşayacağını söyledim. Sektörün mevcut otobüs filosu belki de bu talebe yetemeyecektir. Evet Bakanlık; bu sene de ramazan ve kurban bayramı tatillerinde D2 belgeli araçların şehirlerarasında kullanılmasına müsaade ediyor. Belki bazı firmalar bunu yapacaktır. Ancak ben bugüne kadar bir tane D2 belgeli aracı firmamda çalıştırmadım, çalıştırmam da. Biz, ‘lunaparkçı’ değiliz.

Biz günübirlik, sezonluk düşünmüyoruz. Bize yolcu 365 gün lazım. Standartlarımıza uymayan bir seyahati yolcularımıza sunmaktansa, yok demek şereftir.

Günübirlik düşünmenin karşısında ‘koşulsuz yolcu memnuniyeti’ anlayışıyla duruyoruz. Sektörümüz günlük düşünüyor, günlük hesap ediyor, kazandım sanıyor ancak kaybediyor. Örneğin, bayramlarda yaş sınırlarını tanımazdan gelen kimi firmalar fabrika servisi çeken araçları yola gönderiyorlar.

Bugün yolcu “X firmasıyla seyahat ettim” demiyor. “Otobüsle seyahat ettim ve çok kötü bir deneyimdi” diyor. Bugün, bizim karşımızda sadece kendi rakiplerimiz değil alternatif taşıma modları mevcut.

Uzun vadede ise yolcu, bu algıya binaen diğer taşıma modlarına meylediyor. Özetle sektör, bu uygulama ile kendi ayağına değil direkt kafasına sıkıyor.

Bakınız, yıllardır inandığım bir şey var: Markanın mazereti olmaz. Kimseye anlatamazsınız, ‘o aracı geçici kiralamıştım’, ‘D2 serbestti o yüzden almıştım’; bunlara kimse inanmaz.

O yüzden yolcuma ‘yok’ derim, yine de onu ne olduğunu bilmediğim bir otobüse, personele emanet etmem.

 

GÜLEGÜLE: Pamukkale Turizm ve Anadolu Ulaşım olarak bu sene hedeflediğiniz yolcu adeti nedir?

 

Esas olan sayı değil verimlilik

ÖZDALGIÇ: Otobüsçünün altın sezonu olacak derken, kastım ‘nicelikten’ çok ‘nitelik’ idi. Kimse bana çok yolcu taşıdığım için madalya takmayacak.

Bu sektörde faaliyet gösteren hiçbir kurum hayır kuruluşu değil, birer iktisadi teşebbüs. Bizim yegane hedefimiz de işin doğası gereği ‘kâr etmek’. Bugüne kadar kâr edemeyişimizin ana sebebi 100 araçlık talebin olduğu yere 150 aracın gidiyor oluşuydu. Bu da netice olarak bize ‘fiyat istikrarı sağlayamamak’ olarak dönüyor idi.

Bizim bu sezon için öncelikli hedefimiz, evvela ‘hak ettiğimiz’ ücreti alabilmek. Ancak rakam olarak soracak olursanız, Pamukkale olarak 16 milyon, Anadolu ve Pamukkale olarak ise 20 milyon yolcu taşımaktır. Son olarak bana sorarsanız, 20 milyon hedefi mi yoksa verimli bir sezon mu? İnanın 20 milyon yolcu kimin olursa olsun, ben verimli bir sezon geçireyim bana yeter.

Yılın ilk 5 aylık durumuna göre sefer sayımız yüzde 1’in altında artmasına rağmen yolcu sayımız yüzde 22, ciromuz ise yüzde 32 artmış durumda. 2017’nin ilk 5 ayı için tablo budur, verimlilikten kastımız budur.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

Kategoriler

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

UYARI ; "gulegule.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Güle Gele Gazetesi’ne aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez."