• Dolar Alış / Satış: 3.511 / 3.517
  • Euro Alış / Satış: 4.124 / 4.132
  • ISTANBUL:
  • Güneş: 06:14
  • Öğle: 13:14
  • İkindi: 16:58
  • Akşam: 20:01
  • Yatsı: 21:29
  • Hava Durumu Güncelleniyor..

Telif meselesi çözülmezse kaos kaçınılmazdır

4 Temmuz 2016
Telif meselesi çözülmezse kaos kaçınılmazdır

TELİF hakları konusu ülke gündemini meşgul etmeye devam ediyor. Sorun sadece otobüsçünün değil; otellerimizin, kafelerimizin, restoranlarımızın, berberlerimizin kısaca telif ödemek zorunda olan herkesin ortak bir sorunu. Artık tüm toplumun bir sorunu haline gelen telif meselesinin, bir an evvel çözüme kavuşturulması gerekiyor. Bu konuda, şimdiye kadar yapıcı bir tutum sergileyen değerli sanatçımız Orhan Gencebay’dan girişimde bulunmasını istiyor ve rica ediyoruz. Gerekli düzenlemeler yapılmadığı taktirde, boyutları tahmin edilemeyecek bir kaos meydana gelir; ne sanatçı hakkını alabilir ne de bizler telif ücretlerini ödeyebiliriz.

Bakın sadece sektörüm adına söylüyorum; telif çok can yakabilir. Örneği çoktur; ama bir tanesini söyleyeyim: Sadece bir firmaya gelen ceza 7.5 milyon lirayı buldu. Üstelik uygulama esasları tam olarak belirlenmemiş ve rakamları kesinleşmemişken…

Kamuoyunun malumu üzerine; çok sayıda sanatcı derneği mevcuttu. Herkes kendi açısından telifi belirleyip topluyorlardı. Biz sektör olarak devreye girip, derneklerin birleşmesini ve karşımızda tek muhatap olmalarını önerdik. Bu fikrimiz karşılık buldu ve Müzik Yorumcuları Meslek Birliği (MÜYORBİR) kuruldu. Bu olumlu bir adım, ama çözüm yine yok.

Biz sanatçıların polis; otobüsçünün, restorancının vs. hırsız olduğu bir düzen yerine, ‘uzlaşılan’ bir düzen istiyoruz. Şunun altını da net şekilde çizmek istiyorum: Sanatçılar büyük bir arzu ile radyo ve televizyonlara çıkıp şöhret olmak istiyor. Onlar telif alacaksa, radyodan alsın, televizyondan alsın. Çünkü müziklerini yayınlayan biz değiliz, biz sadece ‘dinleten’ konumdayız..Yayınlayandan almıyorsunuz, dinleyenden alıyorsunuz. Bu adaletsizliktir; dahası insan haklarına da aykırıdır. Ben belki otobüsümde radyo-müzik dinletmeyeceğim, sadece haber alma hakkını kullandıracağım, bunu kim nasıl ölçecek? Bütün bunların değerlendirilmesi lazım. Konu haber alma özgürlüğüne dayandığı için; Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızımızın, Kültür Bakanımız ve Maliye Bakanımızın da duruma el koyması gerekiyor.

Öncelikle uygulaması kesinleşmemiş, rakamları kesinleşmemiş bir yapıdan ötürü yapılan yargılamaların durdurulmasını talep ediyoruz. Ondan sonra bu konuda ihdas edilen cezaların neye dayandırıldığının açıklanmasını talep ediyoruz. Büyük firmalara bu konuda tebligatlar gitt,i bu insanlar neden yargılansınlar? Bunun durdurulması lazım.

Tabii cezaları ve sanatçıların farkındalık yaratma gücünü ‘Demokles’in  kılıcı’ gibi ensemizde hissetmek de istemiyoruz. Sanatçılarımız bu anlayıştan vazgeçsin. Bu toplum sayesinde onlar şöhret oldu. Hiç unutmasınlar ki ‘Müslüm Babalar, Orhan Babalar’ kasetlerini minibüslerde ücretsiz çaldırarak ünlü oldular.

Bir nokta daha var; ‘sanat sanat için mi’, ‘sanat toplum için mi’; bunun kararının verilmesi lazım. Toplum yoksa sanatçı sanatını icra eder, eserini kendi söyler, kendi dinler. Bu sebeple sanatın toplumsal yönünü dikkate alarak, sanatçıyla toplumu karşı karşıya getirmeyecek düzenlemelerin yapılması lazım. Kültür Bakanlığımızın görevlerinden biri de odur. Siz rakamı serbestçe belirleyin, sonra talep edin; böyle bir şey yok. Burası bir devlettir. Bu devletin yapısı içinde Kültür Bakanlığının sorumluluğu vardır, Maliye Bakanlığı ile birlikte bir bandrol düzenlemesine gidilmesi lazım. Belirttiğim gibi sanatçıların radyo ve televizyonlar üzerinden almaları gereken ücretleri oradan talep ve tahsil etmeleri gerekmektedir, bizlerden değil.

Bir koyundan üç tane post çıkarılmaz. Bu yapıyı sakat kurmaya kimsenin hakkı yok. Bu, yargının önünü tıkayacak kadar büyük davalara gidecektir. Bu yüzden diyoruz ki tarafların tamamını içeren geniş katılımlı bir toplantı yapılsın, bu toplantıda herkes meramını anlatsın; karar vericiler herkesi dinlesin ve adaletli bir şekilde sorunu çözsün.

Sanatçılar ödül törenlerinde sayın Cumhurbaşkanımızı köşeye sıkıştırıp, “Efendim mağduriyetimiz var” diyorlar.  Afedersiniz ama ne mağduriyetiniz var? Size bedel ödeyecek insanlardan daha mı mağdursunuz siz? Sırça saraylarda oturuyorsunuz, lüks otomobillere biniyorsunuz, villalarda oturuyorsunuz, parayı nereye harcayacağınızı bilmiyorsunuz. Diğer taraftan bedeli ödeyecek insanlar ‘ekmek davası’ peşinde koşuyor! Buna dur denmesini istiyoruz.

Türkiye’de 500 bine yakın toplu taşıma aracı var. Bu taşıtlarda düzgün bir yöntem uygulanırsa, sanatçılar da vicdani ölçeklere uygun bir şekilde ücretlerini alırlar. Kimse mağdur olmaz. Sivil toplum örgütlerinin yöneticileri kötü niyetli de olabilirler; parayı çarçur da edebilirler. Sanatçı o zaman kime gidecek? Mağduriyetini kime anlatacak?

Ben herhangi bir vatandaşın, herhangi bir sanatçının kasetini alıp arabamda çalarsam onun bedelini zaten ödüyorum. Sanatçılar ‘otobüste kullanılacak bandrol budur’ desin; hesabıma uyarsa alır çalarım, uymazsa çalmam. Bir de şöyle bir insan hakkı vardır diye düşünüyorum, bir ürünün bedeli satıldığında biter. Sizin ürününüzü alıp başkasına satanlar aracılık hizmeti yapıyorlar. Öyle bir bedel ayarlayın ki, onlar da gelip bana satsın. Ancak şimdi telif haklarında gelinen nokta, tarifi, uygulanması mümkün olmayan bir noktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızdan gerekirse randevu alıp, meramımızı anlatacağız. Bu hususta boş durmuyoruz, geçtiğimiz ay İstanbul Ticaret Odası aracılığıyla Kültür Bakanlığı nezdinde girişimde bulunduk. Kültür Bakanımız, bize Müsteşar Yardımcısını ve Telif Hakları Genel Müdürü’nü gönderdi. Bu toplantıda bizleri dinlediler ve haklı olduğumuzu söylediler. Kültür Bakanlığı ile yaptığımız toplantı sonucunda söyledikleri ‘haklısınız’ sözünün devamını bekliyoruz. Biz sanatçılara para ödemeyelim demiyoruz. Bu ücretin mahiyetini kendileri belirlememeli, ben fahiş bulursam almayabilmeliyim.

İlle de sorun çözülmedi; ben otobüslerimin radyo ve televizyonlarını kapatırım. Biz bedel ödememek için bunları da yapmaya hazırız. Sektör olarak bunla ilgili tepkimizi koyar; ‘haber alma hakkınızı da biz değil, sanatçılar engelledi’ diye de çıkar konuşuruz. Böyle mi olmalı; tabii ki, hayır. Öyleyse bu ülkeyi yönetenlerin yapması gereken; tarafların haklarını tesis ve teslim etmek, uygulanabilir bir mevzuat düzenlemek ve bunun sürdürülmesini sağlamaktır.

Biz kayıt dışında kalalım demiyoruz, Kültür ve Maliye Bakanlığı’mızın belirleyeceği bandrolü araçlarımıza yapıştıralım ve şarkıları dinletelim. Sonra şunu da unutmasınlar; otobüslerin koltuk arkası tv’leri artık bireyselleşti. Kişi, özel olarak kullanıyor. Ben otobüsümdeki tv’den ve radyodan ‘açık’ yayın yaparsam, bunun için benden bir bedel istesinler. Bunun altını çizerek ifade ediyorum; örneğin bir tek radyoyu bir tek sanatçıyı açıp dinletirsem evet haklılar. Ancak artık koltuk arkası tv’ler bireyselleşti, tercih yolcuya ait. Ben tedarikçi değilim. Tedarikçi olan Kültür Bakanlığı’dır, TRT’dir, RTÜK’tür. Gitsinler paralarını onlardan istesinler.

Bir çağrıda bulunmak istiyorum; RTÜK, TRT, bakanlıklar, yargı, yayıncılar, sanatçılar ve tabii ki kullanıcıların katılacağı geniş katılımlı bir sempozyum veya toplantı düzenlenmeli. Sorun bütün boyutlarıyla masaya yatırılmalı, herkesi memnun edecek bir çözüm yolu bulunmalıdır.

Ayrıca bu kaosu ortadan kaldırmak, siyasetin sorumluluğundadır, benim değil. Okyanusta balık tutmaya benziyor bu iş. Okyanusta toplu iğne aramaya benziyor. Kimin haklı, kimin eli kimin cebinde belli olmayan bir yapıyı, kaosu bitirme noktasıdır bu iş. Son olarak şunun altını çizmek istiyorum; nasıl sanatçılar kurdukları platformlarla haklarını arıyorsa, biz de sivil toplum kuruluşlarımızla haklarımızı arayacağımızı özellikle herkesin bilmesini isteriz.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

Kategoriler

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

UYARI ; "gulegule.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Güle Gele Gazetesi’ne aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez."