• Dolar Alış / Satış: 3.66 / 3.666
  • Euro Alış / Satış: 4.322 / 4.33
  • ISTANBUL:
  • Güneş: 07:16
  • Öğle: 12:56
  • İkindi: 15:51
  • Akşam: 18:22
  • Yatsı: 19:42
  • Hava Durumu Güncelleniyor..

Turizmde gelecek analizi (Pazarlama)

6 Aralık 2016
Turizmde gelecek analizi (Pazarlama)

2016 yılının son dokuz ayı itibariyle, ülkemizin turizm gelirlerinin 2015 yılı turizm gelirlerine oranla yüzde 35 oranında düşüş göstermiş olduğu, resmi rakam olarak açıklanmıştır. Bu rakam müşteri talebinde de yüzde 35 oranında azalma olduğunun göstergesidir.

Ekonomik açıdan büyük olan bu oranlar, ülkemiz konaklama işletmelerinin ürün ve hizmetlerinebir sebepten ötürü müşteri talebinin azaldığının, işletmelerin büyük miktarda parasal kayıplarının olduğunun karşılığıdır.

Talebin azalmasını sağlayan sebep de, ülke güvenliğine duyulan olumsuz algıdır. Bu sebebi ortadan kaldırmak, işletmelerin ürün ve hizmetlerine talebi artırmak ve ülke üzerindeki olumsuz algının kırılmasında en etkili yol, ülkenin ve işletmelerin ürün ve hizmetlerinin etkin tanıtım ve pazarlamasından geçer.

Pazarlamanın etkinliğini sağlamak için özellikle ve öncelikle, ülke üzerinde oluşturulan “güvenlikte sorunlu ülke” algısının kırılması çalışmaları, pazarlamanın temelini teşkil etmelidir ve bu çalışmaların yoğunluğu ve etkinliği de öncelikle ‘ana pazar’ ülkeleri üzerine yapılmalıdır.

Ülkemizin tanıtım ve pazarlamasında işletmelerin yapmaları gereken ilk işlemin, ‘pazar ülkeleri bölge analizi’ olmalıdır. Pazar ülkeleri öncelikle ‘Ana Paza’r (talebin çok olduğu Pazar), ‘Çevre Pazar’ (talebin bazı sebeplerle çok olmadığı Pazar) ve ‘Alternatif Pazar’ (ana ve çevre Pazar talebinde düşüş yaşandığı takdirde incelenecek Pazar) ülkeleri olarak değerlendirilmelidir. Pazarlama stratejisini belirlerken en sağlam veri kabul edilen Dünya Turizm Örgütü’nün ‘Turizm Hareketleri Verileri’ bize temel teşkil etmelidir.                                                     Veri olarak dünya turizm örgütünün istatistiklerine bakıldığında, dünyada en fazla turist gönderen ve turist çeken bölgenin Avrupa’nın AB bölgesi olduğu görülmektedir.

500 milyondan fazla nüfusu ile büyük bir talep havuzu ve pazar potansiyeli olan bu bölge, destinasyon açısından ülkeye yakın olması Türk turizmi için çok büyük avantajdır. Ayrıca bu ülkelerin vatandaşları bir olumsuzluk halinde tatilini iptal etmemekte başka bölgeye yönlenmektedirler.

Yani havuz her zaman doludur, ancak havuzdan yararlanmak ülkelerin ve konaklama işletmeleri yönetimlerinin pazarlama başarısı ile olacaktır.

Bu nedenle Avrupa kıtası konaklama işletmeleri açısından ‘Ana Pazar’ kabul edilmeli ve konaklama işletmelerinde bu durum pazarlama stratejisinde temel alınmalıdır. Kuzey ve Doğu Asya ülkeleri ve Amerika kıtası ‘Çevre Pazar’, Afrika ve Ortadoğu ülkeleri ‘Alternatif Pazar’ olarak analiz edilmelidir.

Turizm ve onun önemli kolu olan konaklama işletmelerinin geleceği kazanma analizinde (2017 yılı için); ürün ve hizmetlerine talebi daha da artırmak için yapması gereken önemli konularından biri de, otelin pazarlanması ve satışı faaliyetlerini klasik, babadan kalma yöntemlerle sadece konukseverlik üzerinden değil konukseverliği bilimsel olarak geliştirerek ve modern pazarlama tekniklerini kullanarak bilinçli ve etkin yapmalarıdır. Bu işlemleri yapmadan önce pazarlama faaliyetlerini geliştirecek stratejik planlar yapmak, bunun için uygun bütçeler oluşturmak, müşteri taleplerini ve çalışanlar için bu talepleri karşılayacak standartları belirlemek, dış koşullardan kaynaklanacak ani değişikliklere uyum sağlayacak programlar geliştirmek ve elde mevcut pazarlama verilerini çoğalmak işletmeye pazarlama stratejisi planlamasında kolaylık sağlayacaktır.

Bu ön açıklamalardan da görüldüğü üzere işletmelerin 2017 yılı pazarlama stratejileri için ilk seçecekleri ‘Ana Pazar’ yine Avrupa kıtası AB bölgesi ile ülkemizin turizm hizmetlerinden çok memnun olan ve ülkemize talep artışı yoğun yaşanan Rusya pazarı olmalıdır.

Rusya pazarındaki 2016 sıkıntısı 2017 yılı için şu an için çözülmüş gözükmektedir.

AB bölgesinde de başarılı bir şekilde pazarlama faaliyeti yürütmek için öncelikli ve temel koşul olan ülkemizin güvenlik ve politik algısının bu ülkelerce nasıl algılandığının bilinmesi ve stratejik planların bu algı sonucuna göre yapılması çok önemlidir.

Çünkü 2016 yılında yaşanan ülkenin güvenlik algısı sıkıntılarının yanında AB ülkelerinin çok önem verdiği ülkede siyasi durum, basın özgürlüğü, insan hakları konularındaki olumsuz algılar halen devam etmektedir. Bu algılar rekabet stratejisinde, rakip ülkeler tarafından da ciddi bir karalama kampanyasına dönüştürülerek ülkemiz üzerinde olumsuz algının sürekliliğini sağlamaya devam edeceklerdir. Bu durum pazarlama faaliyetleri için ülkemiz açısından olumsuz bir etken olacaktır.

Bu olumsuzlukları giderecek faaliyetler olarak önce Turizm Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı; turizm örgütleri ile beraberce 2017 yılının pazarlamasını geliştirecek ortak faaliyetlerde bulunmaları gerekmektedir.

Bunun için bu üçlü arasında yoğun bir AR-GE çalışması yapılması gerekir. Bu çalışmada avantajlar ve dezavantajlar üzerinden stratejiler üretilmelidir. Ülkenin avantajları iklim, doğal kaynaklar, bozulmamış çevre, zengin tarih ve kültür, ana pazarlara yakınlık, rakip ülkelere göre yeni tesisler, dezavantajlar ise pazarlamayı geliştirecek AR-GE çalışmasının olmaması, ülkenin tanıtımındaki yetersizlik, bilimsel işletmeden uzaklık, kalite faktörünün işletmelere yerleştirilmemesi, turizm ve diğer sivil toplum örgütlerinin pazar ülkelerindeki lobi çalışmaları etkisizliğidir.

Bu üçlü, ülke avantajlarını çok iyi kullanarak rakip ülkelerin olumsuz algı operasyonlarını kıracak ülke tanıtım lobi faaliyetlerini yükseltecek her türlü çalışmayı bıkmadan yapmalıdır.

Özellikle AR-GE çalışmalarında pazarlamanın etkin modelleri üzerinde talep geliştirici stratejiler aranmalıdır.

Bunlardan etkinlik pazarlama modeli, gerilla pazarlaması, biri birileri ile bağlantılı olan ilişki pazarlaması ve veri tabanlı pazarlama, teknolojinin ve internetin gelişmesi ile her müşteriye kolayca ulaşılabilecek network pazarlama ve internet üzerinden tavsiyelerin, beğenilerin anlatıldığı bulaşıcı pazarlama model ve metotları analiz edilmeli,analizlerden etkin stratejiler üretilmeli ve bu stratejilerturizm camiasında paylaşılmalı ve uygulanmaya koyulmalıdır. 2017 yılı turizm camiası için birlik ve beraberlik içinde olma zamanıdır.

Pazarlama stratejilerinde büyük işletmeler küçük işletmelere destek olmalıdır.

Rekabet bireysel olsa da büyük işletmeler vahşi kapitalizmin kurallarından bu yıl için vaz geçip rakip ve pazar analiz sonuçlarını içeren bilgileri tüm konaklama işletmeleri camiasının faydalanmasına sunmalıdır.

‘Ben’ değil ‘biz’ sloganı 2017 yılının sloganı olmalıdır.

 

* Zeynel KAYINOVA

WWW.turizmhaberleri.com

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

Kategoriler

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

UYARI ; "gulegule.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Güle Gele Gazetesi’ne aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez."